DEKOLMAN PLASENTA RİSK FAKTÖRLERİ

DEKOLMAN PLASENTA RİSK FAKTÖRLERİ
Plasental dekolmanın kesin nedenleri bilinmemektedir. Bununla birlikte bazı risk faktörleri tanımlanmıştır.

Hipertansiyon (en önemli ve en sık risk faktörüdür)
Preeklampsi (gebelik toksemisi, gebelik zehirlenmesi)
Önceki gebeliklerde dekolman varlığı (bu durumun tekrarlama olasılığı %10-17’dir)
Amnion suyun erken gelmesi (EMR, erken membran rüptürü)
Anne yaşının 35’in üzerinde olması
Rahim anomalileri
Myom’lar (rahimde ur)
Diabetes mellitus (şeker hastalığı)
Karın bölgesine travmalar (darbeler)
Sigara kullanımı (sigara, rahim içindeki damar yapısını zedelemektedir)
Alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı (özellikle kokain)
Çoğul gebelikler (özellikle doğum sırasında ilk bebek doğduktan hemen sonra ikinci bebeğin suyunun gelmesi ile dekolman gelişebilir)
Amniyon sıvısının fazla olması (polihidramnios)
Kordon bağının normalden kısa olması

Dekolmanın kimde, ne zaman, ne şekilde ve nasıl ortaya çıkacağı önceden kestirilemez ve önceden anlamak için herhangi bir test yoktur. Bu nedenle düzenli gebelik takipleri şarttır.

DEKOLMANIN ETKİLERİ
Gebe Üzerine Etkiler
Modern gebelik izlemleri ile dekolmana bağlı anne ölümleri (mortalite) oranı %1’den daha aşağılara indirilmiştir.

Dekolmanın annede yaratacağı en önemli komplikasyon “kanama”dır. Problemler genel olarak kanamaya bağlı şok ve DIC (disseminated intravascular coagulation) nedeni ile gelişmektedir.

Son yıllarda geliştirilen kan ve kan ürünlerinin transfüzyonları ve uygun yoğun bakım şartlarının iyileştirilmesi anne ölümlerindeki azalmaların sebebi olarak görülmektedir.

Uzamış ve ani (abondan) kanama durumlarında ise kanın pıhtılaşma sistemi bozulup DIC tablosu ortaya çıktığında durum daha da ciddileşir.

Yine, kanamanın şiddetine bağlı olarak hastada “akut böbrek yetmezliği”(ABY) gelişebilir. İdrar çıkışının saatte 30 ml’nin altında olması böbrek hasarının bir göstergesidir.

Kanamaya bağlı olarak annede doğum sonrası “derin anemi”(kansızlık) görülebilir. Dekolmanı takiben doğum sonrası kan kaybı da normalden fazla olmaktadır.

Couvelarie adı verilen tabloda rahim kas dokusunun içi dahi kanla doludur ve bu nedenle doğum sonrasında yeteri kadar kasılamaz (uterin atroni). Rahmin yeterince kasılamaması da kanama miktarının artmasına neden olur.

Bebek Üzerine Etkiler
Bebek üzerine en büyük etki de yine bebeğe giden kan miktarının azalmasına bağlıdır. Plasentanın erken ayrılması sonucunda bebeğe giden kan ve oksijen miktarının azalması ise annedeki kanama nedeni ile kan hacminin azalması (hipovolemi) ve rahmin kasılma yeteneğinin azalması ile ilişkilidir.

Bebeğe giden kan miktarının düşmesi sonucunda bebeğin damarlarında dolaşan kan bebeğin özellikle beyin, böbrek üstü bezleri ve kalp gibi hayati organlara yönlenmesine sebep olur. Ancak ilerleyen zamanlarda bebeğin hemodinamik dengesinin bozulması ile bebekte ani bir “sıkıntı hali (fetal distres)” dakikalar içinde gerçekleşecektir. Bu durumdaki bebeğin acilen doğurtulması gereklidir, çünkü geç kalınması rahim içindeki bebeğin ölümü ile sonuçlanabilir.

Ancak diğer taraftan günü gelmeden doğurtulan bebeklerde erken doğuma bağlı prematurite problemlerin de gerçekleşme olasılığı oldukça yüksektir.

BELİRTİLER
Abruptio placentanın temel bulgusu gebeliğin herhangi bir döneminde ortaya çıkan ani ağrı ve rahim kasılmalarıdır. Ağrı klasik olarak “bıçak saplanır tarzda” dır ve doğum sancılarından farklı olarak gidip gelme şeklinde değil süreklidir.

Ağrı ile beraber kanama da görülebilir. Kanama az veya çok yoğun bir şekilde olabilir.

TANI
Gebeliğin 20. haftasından sonra karın bölgesinde ortaya çıkan ani ve şiddetli ağrı varlığında abruptio plasenta düşünülmelidir. Vajinal kanamanın olması ve bebeğin kalp seslerinin dinlenildiğinde düşüşlerin olması (fetal distres) tanıyı güçlendirmektedir.

Kesin tanı muayene ve ultrasonik değerlendirme ile konur. Bazı durumlarda ultrasonda plasenta arkasına yerleşmiş kan pıhtılarını (hematoma) görmek mümkün olmayabilir.

Gebenin muayenesinde rahimin sürekli tahta gibi sert olması ve hiç gevşememesi tipik bir bulgusudur. Bu sert rahim elle dokunmaya karşı da oldukça hassas ve ağrılıdır.

Tanısı gecikmiş durumlarda annenin kan basıncının düşmesine bağlı “şok bulguları” gelişmektedir; yani annede damar içi kan hacminin azalması ile birlikte soğuk soğuk terleme, halsizlik, baygınlık, çarpıntı ve ölüm hissi oluşmaktadır.

İZLEM ve TEDAVİ
Ablasyo plasenta varlığı kesin olarak teşhis edildiğinde öncelikle anne adayının genel durumu değerlendirilir; tansiyon, nabız, idrar çıkışı ve solunumu kaydedilir, damar yolu açılarak sıvı desteği sağlanır. Kan bankası ve hasta yakınları ile görüşülerek kullanılacak olası kan ve kan ürünleri hasta adına ayırtılır.

Dekolman plasenta durumunda tek ve en etkili tedavi seçeneği bir an önce doğumun başlatılmasıdır. Ancak bebeğin gebelik haftası küçükse anneye verilen bir takım steroid ilaçlar ile bebeğin akciğerlerinin gelişimi için bir süre beklenebilir.

Annenin durumunun trajik bir şekilde kötüye gitmesi, hemodinamik sürecin hızlı bir şekilde bozulması, bebeğin kalp atımlarının NST tetkikinde düşmesi durumunda ise acil doğum kaçınılmazdır.

Doğum yöntemi olarak rahim ağzında açıklık varsa suni sancı ile normal doğum denenebilirken, bebeğin bir an önce doğurtulması kesin olarak gerekliyse acil sezaryen tercih edilmelidir.

Bebeğin rahim içinde ölü olması durumunda (intrauterin exitus) da öncelikle normal doğum düşünülmelidir. Ancak bu durumda bile bazen sezaryen ameliyatı zorunluluğu oluşabilir.

Dekolman plasenta sonrası annede çıkan şok veya Dic gibi komplikasyonlar durumunda kan ve kan ürünleri ile kalp güçlendirici bir takım ilaçlar ile uygun şekilde tedavi edilmelidir. Solunum sıkıntısı oluşursa oksijen desteği sağlanır.

Özellikle ağır şok ve DİC gelişimi sonrasında annede ölüm riski (mortalite) de oldukça artmaktadır.

Leave a Reply